İzlediklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İzlediklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Ocak 2018 Salı

Hile Web Dizi İnceleme

Filmler ve Filimler ekibi tarafından yapılan ve farklı bir kurgu ile o görmeye alıştığımız klasik hikayelerin dışına çıkarak farklı bir şekilde bizi karşılayan Hile web dizisinin 3. bölümü 1 hafta önce yayınlandı. İşleniş açısından farklı bir kurgusu olduğundan şu an için benim hoşuma gitti ancak yazımın genelinde geniş bir incelememi sizlere sunmaya çalışacağım. 


Öncelikle karşılaştığım ya da tam manasıyla oturtamadığım mantık hatalarından bahsetmek istiyorum. Eğer bir Mr. Robot izleyicisiyseniz ilk bölümü izlediğinizde biraz anımsayacaksınız ancak konu ve işleniş olarak tamamen farklı bir yapıya sahip olduğunu görürsünüz. İlk bölümde aslında genel olarak başrolümüz Felix'i tanıyoruz. Felix, çok ünlü ve önemli hacker ya da yazılımcı dememiz daha doğru olur. 

Dizinin genel kurgusundan bahsedecek olursam da Felix'e bir oyun şirketi geliştirdikleri oyunu gizli bir şekilde gönderiyorlar ve açıkları tespit etmesini istiyorlar. Felix ise oyundaki bularak oyuna bazı hileler geliştiriyor ve olaylarda bu hileler kullanıldıkça gelişiyor ve ilginç bir hal alıyor. Öncelikle birinci bölümde Felix'in bir yazılımcı olduğunu anlıyoruz ancak 3 tane monitörü olan bilgisayardan başka çok fazla bir şey göremiyoruz. Sahne aralarında kod ekranı ve birtakım kod dizileri falan gösterseler fena olmazdı aslında. 

Bunun yanısıra oyunun işleyişini incelediğimizde bir mantık hatasından daha bahsetmek gerekiyor. Öncelikle oyuncular oyunu gerçek hayatlarında oynuyorlar ve oyuna başladıkları ilk lokasyon oyun tarafından ana merkez ve kayıt noktası olarak alınıyor. Tıpkı GTA serilerinde oyunu kaydetmek için ana karakterin evindeki kayıt noktasına gitmemiz gibi. Ancak Felix'in oyunu ilk açtığı sahneyi incelediğimizde Felix'te herhangi bir oyunla doğrudan bağlantı kurmasını sağlayacak ve oyundaki görüntüyü kendisinin görmesini sağlayacak herhangi bir lens, gözlük ya da Ironman kaskı gibi bir kask kullanmadığını görüyoruz. Yani oyuncular bu oyuna bağlanırken oyunla aralarındaki entegreyi nasıl sağlıyorlar sorusuyla karşılaşıyoruz.

Ayrıca Felix'in oyuna yazdığı hilelerin işleyişlerinde bazı mantık hatalarıyla karşılaşıyoruz. Nasıl mı? Şöyle ki Felix oyun için bir silah hilesi yazıyor ve ertesi gün dolabında ağrı makineli silahlarla karşılaşıyor ve ikinci bölümde bu silahların emniyetin silah deposundan çalındığını görüyoruz. Bunun yanısıra ikinci bölümün sonunda da para hilesinden dolayı Felix'in banka hesabına milyonlarca kişiden aktarım yapıldığını görüyoruz. Şimdi asıl mantık hatasına gelelim, Felix'in ilk bölüm ve ikinci bölümde çok iyi bir yazılımcı olduğu üstüne basılarak bize aktarılıyor. Ve Felix, bu kadar iyi bir yazılımcı olmasına rağmen hileleri yazarken yazdığı hilelerin çalışma mantığı hakkında bir bilgisi olmadan yazmış gibi (silahların geliş şekillerinden dolayı sadece para hilesi için bahsediyorum) paranın farklı banka hesaplarından geldiğine çok şaşırıyor. Bu kadar iyi bir yazılımcı yazdığı hilenin çalışma mantığını kendisi hazırlar ve hile çalışırken de bütün aşamalar hakkında bilgisi vardır aksi takdirde yazdığı hile bir aşamada hata verirse eğer anında müdahale etmesi gerekir. Ancak Felix burada kendi yazdığı hilenin işleyişinden bir haber gibi davranması mantıksız bir durum olmuş.

Ek olarak ikinci bölümde karşılaştığımız oyun görevinde Felix, oyunla yakından uzaktan alakası olmayan ya da alakası aktarılmayan ünlü bir oyuncuyu öldürmesi gerektiğini görüyoruz. Emniyetten nasıl çalındığı ve Felix'in evine nasıl konulduğu hakkında aşırı şüphelerimin olduğu silahlardan birini alarak görevi gerçekleştiriyor. Burada asıl büyük mantık hatasını da üçüncü bölümde görüyoruz. İkinci bölümde ünlü oyuncu daha cafeye gitmeden gideceği cafenin koordinatlarını veren oyunumuz sayesinde Felix, mükemmel bir atış yaparak uzak mesafeden çok iyi bir şekilde kafasından vuruyor. Buradaki asıl mantık hatasını da üçüncü bölümde Felix'in kullandığı silahtan çıkan boş kovanın dijital bir şekilde kaybolduğunu görüyoruz. Emniyetten çalınan gerçek bir silahla gerçek bir mermi kullanarak oyun görevi gereği birinin gerçekten ölmesine rağmen boş kovan ne hikmetse dijital bir şekilde kayboluyor.

Daha üçüncü bölümden bazı şeyler tabi ki netlik kazanamaz ileri de belki de bu gerçekleşen olayların aşırı derecede güzel bir bağlantısı olacağını göreceğiz ancak  bu tarz eksiklikler dizinin işleyişini yavaşlattıkları için biraz sıkıcı olabiliyor. 

Şimdi diyeceksiniz ki: "hiç mi güzel bir yanı yok bu dizinin izlemeyelim mi yani?" Kesinlikle izlemenizi öneririm. Bir kere ülkemiz dizi tarihinde eşine rastlamadığımız çok güzel bir konuyu ele alarak üstelik bunu da web dizi şeklinde ücretsiz olarak bizlere sunarak yapıyorlar. Sadece bu yüzden bile arka sekme de sırf reklamlardan para kazanmalarına destek olmak için defalarca açılabilir. Bunun dışında oyuncular amatör olmasına rağmen bir iki oyuncu dışında gerçekten takdire şayan bir performans sergiliyorlar. Özellikle üçüncü bölümde adını göremediğim ancak 10. dakikada gördüğümüz kızıl saçlı bayanın oyunculuğunu gerçekten çok beğendim. Bunun yanısıra ufak bir spoiler daha vericem üçüncü bölümün sonunda birde after credit sahnesi var.

20 Kasım 2017 Pazartesi

Netflix'in Yeni Harikası: The Punisher

İlk bölümü yayınlanan The Punisher, güzel bir sezonun bizi beklediğini daha ilk bölümünden gösterdi. Bir Marvel karakteri olan Frank Castle ile takip edenlerinde bileceği üzere ilk olarak Daredevil dizisinde tanışmıştık. Netflix gelen güzel tepkilerden sonra bir The Punisher dizisi çekileceğini açıklamıştı. Frank Castle karakteri olarak seçilen Jon Bernthal, karakteri aslında gerçekten güzel canlandırmış. Birçoğumuzun The Walking Dead'den tanıdığı ve pek haz etmediği Shane, Frank Castle olarak çok iyi bir iş çıkarmış.


Bunun yanı sıra karakterimizi biraz tanıyacak olursak; kendisi Deniz Piyadesi olarak askerliğini yapmış ve keşif, keşif gücü ve keskin nişancılık dallarında da eğitim almıştır. ABD ordusuyla Vietnam savaşına da katılan Frank Castle, bu savaş esnasında bir esire tecavüz ettiği için arkadaşını kendisi öldürmüştür.

Dizinin ilk bölümünde ailesini öldürenlerden intikamını alırken gördüğümüz Castle, sonrasında bir inşaat işçisi olarak hem ailesinin acısını dindirmek için hem de sinirini insanlardan çıkarmaktansa balyozla duvarları yıkarak çıkarırken görüyoruz. Mesai arkadaşlarının kendisine karşı tavırları ve mafyanın kumarhanesine yaptıkları baskından sonra onları ele verebileceği için suçsuz birini öldürmek istemeleriyle çığırından çıkan Castle, mesai arkadaşlarını öldürdükten sonra mafyanın kumarhanesini tek başına basıp ortalığı dağıttığını ve kumarhanedeki herkesi tek başına öldürdüğünü görüyoruz.

Dizi de aksiyonun eksik olmayacağını ve özellikle mafyanın bir hamle yapması ilerleyen bölümlerde muhtemel bir olay zinciri olarak karşımıza çıkıyor. Tabi başrol olduğu için ölmeyecek olan Frank Castle'a zor durumlarında ilerleyen bölümlerde Daredevil ve Defenders ekibi yardıma gelir mi görmemiz gerek. Belki The Flash ve Arrow'da olduğu gibi ortak bölümler görebiliriz.

16 Mayıs 2017 Salı

Onur Ünlü Yapmış Yapacağını

Ömründe "Leyla ile Mecnun"u bir kere izlemiş ya da "Leyla the band" kliplerinden birini izlemiş biri Onur Ünlü'nün ne kadar kaliteli bir yönetmen olduğunun anında farkına varacaktır. Bunun dışında yapımını ve yönetmenliğini üstlendiği filmlerde ise farkının belli olduğunu hemen görecektir. Hatta eğer izlemediyseniz ya da izlediğiniz halde Onur Ünlü'nün olduğunu bilmiyorsanız; "Güneşin Oğlu", "Polis", "Sen Aydınlatırsın Geceyi", "İtirazım Var" filmlerini kesinlikle izleyin.


Sinema ve dizi sektörümüzün (bana göre) gelmiş geçmiş en iyi yönetmenlerinden biri olan Onur Ünlü, yine farkını ortaya koydu ve kendi yazıp yönettiği "Görünen Adam" filmini Youtube'da yayınlamaya başladı. Yine konu anlamında, bizimkiyle tamamen aynı olan ancak sadece ufak bir farkla bizim dünyamızdan farklı olan bir dünyada yaşayan Kurtuluş adındaki başrolümüzün başından geçenleri gayet eğlenceli ve hareketli bir şekilde anlatıyor.

Şu anda halihazırda ilk üç bölümü yayınlanmış olan dizinin yeni bölümlerinin de yakın zamanda yayınlanacağını düşünüyorum. Özellikle televizyon dünyasındaki sansürlerin yoğunluğu ve bazı kanalların bu durumu abartarak "penisilin" adındaki ilacın söylenişine dahi sansür eklemeleri ve konu itibariyle belli olaylar etrafında dönen ve dönüp dönüp aynı başlangıca geri gelen, çarpık ilişkiler fantezisinin dibine vuran dizilerden sıkılanlar için son dönemlerde internet dizileri bir kaçış yolu oldu. 

Ülkemizde çok fazla yapım olmasa da "Sıfır Bir" gibi amatör yapımlarla (amatör dediğime bakmayın kadro her ne kadar amatör olsa da bence televizyonlarda izlediğimiz dizilere taş çıkartır) başlayıp, Blu TV, PuhuTV gibi büyük şirketlerinde devreye girmesiyle son zamanlarda önemli bir aşama kaydeden internet dizisi sektörüne Onur Ünlü'nün de dahil olması biz izleyiciler açısından oldukça güzel bir haber...

14 Mayıs 2017 Pazar

Yabancı Dizi Önerisi - American Gods

30 Nisan'da yayın hayatına başlayan ve Starz tarafından yayınlanan American Gods özellikle konusu itibariyle oldukça farklı bir açıdan yaklaşarak dizi sektörüne yeni bir soluk getirecek gibi duruyor.


Şu an için sadece iki bölümü yayınlanmış olsa da ikinci sezon onayını almış olan dizi de Shadow Moon adındaki başrolümüz bir banka soygunundan yakalanmış ve 3 yıldır hapiste olan bir abimiz... Normalde 6 yıl hapis cezası alan ancak (muhtemelen) iyi halden erken tahliye edilecek olan Shadow, karısının ölümüyle 3 gün daha erken tahliye edilir ve tüm hikaye bundan sonra başlar.

Oyuncu kadrosunda bulunan John Wick, Hercules ve Karayip Korsanları gibi filmlerden hatırlayacağınız İngiliz aktör Ian McShane, başrolümüz Shadow Moon'u canladıran Ricky Whittle ve Prison Break'teki efsane John Abruzzi rolünde gördüğümüz Peter Stormare gibi oyuncularla tadından yenmez ilk başlarda karışık ancak bir o kadar sürükleyici hikayesiyle daha iki bölümden bizi kendine bağlayabiliyor.

Biraz daha yazarsam spoiler verebileceğimden dolayı yazmayı burada bırakıp sizi dizinin fragmanıyla başbaşa bırakıyorum.


11 Ocak 2017 Çarşamba

John Wick'i İzledim (Spoiler İçerir)

Dün canım sıkıldı ve bir film izlemek istedim. "Acaba ne izlesem?" diye düşünürken John Wick'in ikinci filminin çıkacağı haberine denk geldim ve merak ettim. İlk film gösterimden kalktığı için mecburen internet üzerinde var olan film izleme sitelerinden birinden açtım ve izledim. Filmle ilgili görüşlerime geçmeden önce filmi özellikle kurgusal yönü ve oyunculuk açısından çok beğendiğimi söylemek isterim.



Evet, başlıkta da dediğim gibi biraz spoiler olacak ancak o kadar da olsun canım, bakarsınız sizi filmi izlemek için teşvik etmiş olurum. Öncelikle Matrix serisinden Neo olarak tanıdığımız ve hatta bir neslin sürekli "aha ne o!" gibi esprilerine konu olan, hatta bu esprileri duysa muhtemelen sinemaya küsecek olan, Keanu Reeves abimiz başrol olmuş ve Matrix ve Constantine filmlerinde olduğu gibi önüne gelene veriyor ayarı... Eski emekli bir kiralık katil olan John Wick (Keanu Reeves) abimiz, karısının ölümü sonrasında kendi kendine yas tutarken, zamanında ortak iş yaptığı ve jübilesini yaparken büyük kıyak geçip tüm rakiplerini teker teker temizlediği Viggo Tarasov (Michael Nyqvist)'un oğluyla bir benzinci de karşılaşıyor ve karşılıklı atarlandıktan sonra eve gidiyor. Akşam vakti John abimiz yemek yerken birden kapı çalıyor ve kargoyla yavru bir köpeği abimizin eline verip gidiyor. Yavru köpek ise karısının John abimize, "ben öldüm gittim diye hemen karıya kıza sarma, al bununla oyalan" dediği sözde bir hediyeymiş... 


Lafı fazla uzatmadan bu alemin kralı Viggo Tarasov'un benzinci de atarlandığı oğlu İosef Tarasov (Alfie Allen) bizim John abinin evini basıyor, köpeği öldürüyor ve arabasını alıp kaçıyor. John abi de sabah uyanıyor ve intikam için hazırlanıyor. Tek başına ortalığın anasını ağlatıp filmin sonunda Viggo Tarasov'a da "Nasıl kral yaptıysak indirmesini de biliriz" deyip, içindeki devrimci ruhla veriyor ayarı ve tahttan indiriyor. Son sahnede vurulmuş halde eve gitmeye çalışırken bir barınağa girip oradan da bir köpek alan John abimiz, yaralı bir halde evin yolunu tutuyor...



Özellikle dövüş ve aksiyon sahneleriyle eğlenceli bir seyir keyfi veren bu filmi sizinde izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum. Dediğim gibi bence çok iyi bir yapım olmuş, hele ki son zamanlarda sürekli karşımıza çıkan süper kahraman filmlerinden sonra ilaç gibi gelecektir.